Çorlu Vatan Hastanesi

Çorlu Vatan Telefon
Son Yazılar

Reflünün Belirtileri ve Tedavisi

Reflünün Belirtileri ve Tedavisi

Reflünün Belirtileri ve Tedavisi

Reflü hastalığı bazı durumlarda ciddiye alınması gereken ve takip edilmesi gereken bir hastalıktır.

Reflü Nedir? Reflü, Gastro Özofageal Reflü Hastalığı (GÖRH), olarak bilinen midede bulunan asit, safra ve pankreas sıvısını da içeren gıda karışımının yemek borusuna gelerek uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini koruma özelliğinin yok olması durumudur. Oldukça yaygın görülen bir hastalık olan reflü çok uzun sürebilir ve kişilerin yaşam kalitesini önemli oranda bozabilir. Göğüs arkasında yanma hissi fark edilir, sırta ve boğaza yayılabilir. Bu yanma yemeklerden 30 dakika sonra başlar, egzersiz ve öne eğilmekle artar. Ayrıca aşırı geğirme, hazımsızlık, uzun süreli öksürük, kusma, geceleri boğulma hissi, sırt ağrısı, ağza acı ve ekşi suların gelmesi, ağza kötü kokular gelmesi, diş çürükleri, kronik farenjit, boğazda yanma hissi ve ses kısıklığı gibi belirtilerle de kendini gösterir. Günümüzde reflü, ilaç ve cerrahi gibi pek çok farlı yöntemle tedavi edilebilmektedir.

Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.

Hekimlerin gastroözofageal reflü yada GÖRH diye adlandırdıkları hastalık, halk arasında reflü, midede ekşime, yanma, kaynama, veya ağıza acı su gelmesi, bazende iman tahtası arkasında yanma hissi olarak değişik şekillerde bilinmektedir. Birçok hasta yaşadığı kronik öksürük, nefes darlığı, astım benzeri şikayetleri, ağız kokusu, diş çürümesi ve ses kısıklığının reflüden kaynaklandığını bilmeden yaşar ve çoğu zaman faydasız tedaviler kullanarak çözüm arar. Çocuklarda büyüme-gelişme geriliğine, akciğere mide sıvısı kaçmasına bağlı zatürreye, larenjit, farenjit, bronşit, astım gibi solunum yolu hastalıklarına, anemiye ve yemek borusu kanserine neden olan reflünün başlangıç tedavisi belirtileri gidermeye yöneliktir.

Bu makalemizde reflü nedir, belirtileri, tedavisi (reflüde cerrahi ve ilaç tedavisi), reflü beslenme ilişkisi, reflüyü artıran, tetikleyen besinler ve reflüye iyi gelen yiyecekler hakkında kapsamlı bilgi bulabilirsiniz.

Reflünün belirtileri nelerdir?

Reflünün en önemli belirtisi göğüste yukarıya doğru yayılan yanmadır. Yanma midede, boğazda veya boyunda hissedilebilir. Özellikle alkol, turşu, çikolata, ekşi, acı ve baharatlı yiyecekler yanmayı şiddetlendiren besinlerin başında gelmektedir. Bazı insanlar bu yanmayı midesinde, boyunda, omuzlarda ya da hatta sırtta ve kolda dahi hissedebilir. Kalp ağrısından bazen ayırt edilemez. Genellikle bu nedenle doktora başvururlar.

Göğüs ağrısı nedeniyle hastaneye başvuran hastaların % 50’de reflü özofajit saptanmaktadır. Reflüde ağrı aniden başlar ve saatlerce sürer, uykudan uyandırır, semptomlar daha çok yatarken ve uyurken meydana gelir, antiasit ve yiyeceklerle ağrı hafifler, sırt üstü yatma ve öne eğilmede hissedilir, spor yapmakla artmaz, sıklıkla gögüs kafesinin altında yada sırt bölgesinde hissedilir, yayılma göstermez. Ağrıya ilaveten ağıza ekşi su gelmesi sık rastlanan belirtidir. Boğazda ve ağızda kötü bir tat ve yanma bırakır, genellikle yemek sonrası nadiren de yemek sırasında meydana gelir.

  • Geçmeyen gıcık öksürük
  • Yutma güçlüğü, yutakta takılma duygusu 
  • Karında şişkinlik, geğirti
  • Hıçkırık
  • Ağız kokusu
  • Ses kısıklığı
  • Ses tellerinde polip veya nodül
  • Ağıza acı ekşi sıvı gelmesi
  • Tedavi edilemeyen larenjit ve farenjit gibi boğaz enfeksiyonları
  • Boğazda dolgunluk ve gıcık hissi
  • Sık sık boğaz temizleme ihtiyacı
  • Tedaviye iyi yanıt vermeyen astım tekrarlayan astım nöbetleri
  • Tekrarlayan zatürre
  • Uykuda kısa süreli soluk durmaları 

reflu-mide-sekilSürekli boğaz temizleme ihtiyacı, ses kısılması, sık sık farenjit veya larenjit sorunu olan kişilerin çoğunda esas neden reflüdür. Yine müzmin öksürüğü olanların yarısında reflü hastalığı olduğu ortaya konmuştur. Hatta yıllarca öksürüp bir tanı konmadan doktor doktor gezen hastalar vardır. Astım ile reflü birlikte ise biri diğerini kötüleştirir. Reflüden şüphelenilen hastaların bazısında ise kalp ağrısından ayrılması imkansız göğüs ağrısı meydana gelir. Böyle durumlarda öncelikle kalp tetkiki yapıldıktan sonra reflüden şüphelenmek en doğru yoldur.

Yutma güçlüğü, ağrılı yutma, mide kanaması veya kilo kaybı reflünün bulguları olabildiği gibi tamamen farklı bir hastalığa da işaret edebilen durumlardır. Çocuklarda reflü hastalığı, basit kusmalar şeklindedir ancak özellikle süt çocuğu döneminde “ani çocuk ölümü” sendromu sorumlusu olabilmektedir. Çocukluk döneminde duruş bozukluğu, büyüme gelişme geriliği, kansızlık, zatürre atakları, solunum yolu hastalıkları, yeni doğanda boğulma atakları da reflünün başvuru nedenleri arasındadır. Çocukluk çağı astımının üçte birinin altında reflü yatmaktadır.

Reflü nasıl teşhis edilir?

Yukarıda belirtilen yakınması olan kişilerin reflüden şüpelenerek bir hekime başvurması önerilir. Hasta hikayesini dinleyen hekim endoskopik yöntemle ses telleri muayenesi yapar, gırtlağın arkasında görülen ödem, kızarıklık reflüden kaynaklanır. Bu bulgular reflü varlığını düşündürmektedir. Teşhis için kullanılan yöntemler arasında; PPİ Testi, endoskopi (± biyopsi), 24 saatlik pH-metre testi; bu atipik reflü semptomları varlığında yapılır. Tedaviye yanıtın araştırılması, tanının doğrulanması amacıyla yapılır. Ayrıca anti-reflü cerrahi tedavi öncesi ve sonrası yapılır. Her vaka için değil, gerektiğinde yapılır. Endoskopi yöntemi hastanın rahatlatılması ve tedavinin sonucunun görülmesi için yapılabilir. Alarm semptomu var ise zorunludur.

Reflü hangi seviyede olursa normaldir? Hangi durumda hastalıktır?

Fizyolojik reflü dediğimiz sağlıklı kişilerde de mide içeriğinde özofagus reflüsü olabilmektedir. Yapılan çalışmalarda, 24 saatlik özofagus pH monitörizasyonu (asit reflüsünü gösteren test) ile normalde de gastroözofageal reflü periyodları olduğu ancak bu reflünün total sürenin %4’ünden daha kısa süreli devam ettiği bulunmuştur. Bu durumun herhangi bir semptoma yada özofagus mukoza hasarına neden olmadığı gösterilmiştir. Sağlıklı kişilerde özellikle yemek sonrası ortaya çıkan fizyolojik sınırlardaki bu reflü, normal olarak kabul edilir.

Fizyolojik sınırları aşarak semptomların ortaya çıktığı ve yaşam konforunun etkilendiği aşamada hastalık belirtileri görülmeye başlamıştır. Reflünün ortaya çıkardığı yukarıda saydığımız semptomlar mide içeriğinin ve asidin özofagusa zarar verici etkilerinin başladığını işaret etmektedir. Bu tablo gelişince öncelikle tıbbi değerlendirme, özel testler ve gastroskopi sonrası uygun tedavinin planlanması gerekmektedir.

Reflünün neden olduğu sağlık sorunları

  • Çocuklarda büyüme-gelişme geriliğine
  • Akciğere mide sıvısı kaçmasına bağlı zatürreye,
  • Larenjit, farenjit, bronşit, astım gibi solunum yolu hastalıklarına,
  • Yemek borusu iltihabına (özofajit),
  • Peptik darlığa (midenin bir kısmının daralması),
  • Sindirim kanalı kanamalarına,
  • Anemiye,
  • Yemek borusu kanserine zemin hazırlayan Barrett hastalığına
  • Kansere yol açabilir.

Reflü tedavisi nasıl yapılır? Ne kadar sürer?

Reflü Hastalığı, özofagusta ve özofagus dışında yarattığı sorunlarla yaşam konforunu önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle tedavi başlıca semptomların giderilmesi ve komplikasyon gelişiminin önlenmesi amacına yöneliktir. Öncelikle yaşam biçimini düzenleyen ilaç dışı tedaviler medikal tedaviye ek olarak uygulanır.

Hastanın yatağının baş tarafını yükseltmesi veya yüksek yastıkla yatması mide içeriğinin, yer çekim etkisiyle özofagusa kaçmasına engel olur. Kilo kaybı ile ideal kiloya inilmesi reflünün azalmasını sağlamaktadır. İçiliyorsa sigaranın bırakılması, yağlı yemeklerden kaçınılması, çay ve kahvenin aşırı derece tüketilmemesi, alınıyorsa alkolün kesilmesi, çikolata, biberli ve baharatlı gıdalar, portakal, limon gibi besinler ve kola gibi gazlı içeceklerin tüketilmemesi gerekmektedir.

Yemeklerden en az 3 saat sonra yatılması önerilmektedir. Hastaların karın içi basıncını artıran korse, sıkı kemer takmak ve öne doğru eğilerek ıkınmak da reflüyü artırmaktadır. Her türlü stres mide ile ilgili sıkıntıları artırmaktadır. Aspirin ve diğer ağrı kesici ilaçlar gibi mukozaya zarar veren ilaçlar ile teofilin, antikolinerjikler ve kalsiyum antagonistleri gibi alt özofagus sfinkter basıncını azaltan ilaçlar tedavi esnasında kullanılmamalıdır.

Reflüde ilaç tedavisi:

Semptomların olduğu dönemde kullanılacak asit giderici (antiasit) ilaçlar, H2 blokerleri ve proton pompası inhibitörleri (PPİ) ile mide asit seviyesini düşürerek etki göstermektedir. Tekrarlayan göğüs arkası yanmaları, yaşam düzenleyici tedbirlere rağmen semptomları geçmeyen, kısa süreli tedaviye rağmen sık nükseden hastalarda uzun süreli tedavi gerekmektedir. Gastroözofageal Reflü hastalarının ancak %30’u ömür boyu ilaç içmek zorunda kalır. Sürekli ilaç kullanmanın yan etkileri ve maliyet problemleri düşünüldüğünde, bu hasta grubunda kalıcı tedavi sağlayan laparoskopik reflü cerrahisi tek alternatif olarak kabul görmektedir. Laparoskopik cerrahinin başarı oranı %90’dır.

Reflüde Cerrahi Tedavi:

Mide fıtığı veya reflü hastalığında ameliyat; sürekli ilaç içmek zorunda kalan, ilacı kestiğinde semptomları tekrarlayan, ilaca rağmen özofagustaki yaraları geçmeyen ya da ilaç kesildikten hemen sonra tekrar yaralar açılan, özofagus yüzeyinde ileri derecede hücresel değişiklik (Baret özofagusu) gösteren kişilere ve özellikle de genç yaş grubundaki hastalara önerilir. Günümüzde Laparoskopik reflü cerrahisi ile mide girişindeki açıklık kapatılır (hiyatal açıklık) ve onu takiben funduplikasyon dediğimiz mide fundusunun özofagus etrafına sarılarak sabitlenir. Laparoskopik olarak en fazla Nissen funduplikasyonu uygulanırken farklı açılarda sarılma işlemi de yapılır.

Hangi Reflü Hastalarında Ameliyat Gereklidir?

Aşağıdaki durumlarda cerrahi yöntem önerilebilmektedir:

  • Hastanın yaşı – hasta ne kadar genç ise cerrahi o kadar öncelikli olmalıdır
  • Reflü hastasının yakınmasının şiddeti, sıklığı ve türü
  • Yemek borusundaki hasarın durumu ve şiddeti
  • İlaç tedavisine rağmen hastalığın geçmemesi ve tekrarlama hızı
  • Reflü ile birlikte mide fıtığının olması 

Reflü ve beslenme

Belirli gıdalar ve aşırı yemek, mide asidi üretimini arttırarak reflü şikayetlerine neden olabilir. Bazı gıdalar ise mide ve yemek borusu arasında bulunan, mide asidinin yemek borusuna çıkmasını engelleyen özofagus kasının zorlanmadan işlevini yerine getirmesine yardımcı olur. Zayıflayan özofagus kası özellikle yağlı ve kızarmış gıdalar, domates içeren yiyecekler, çikolata, kafeinli içecekler ve alkol nedeniyle düzgün çalışmayabilir. Bu yiyecek ve içecekler reflü ağrılarının artmasına yol açabilir. Bunun nedeni, bu gıdaların mide asidi üretimini arttırması ve sindirilmelerinin uzun sürmesidir. Uzmanların reflüsü olanlara tavsiye ettiği yiyecekler genellikle sindirimi kolay ve aşırı mide asidine neden olmayacak yiyeceklerdir.

Her insanın sindirim sistemi gıdalara farklı tepkiler verebilir. Reflü belirtileri genellikle asitli meyveler ve içecekler, kafein, çikolata, alkol nedeniyle artarken reflüsü olan bazı kişilerde bu gıdaların bazıları belirtilerin şiddetlenmesine yol açmayabilir. Sizde hangi gıdaların reflüyü arttırdığını bulmak için kendinize bir liste hazırlayabilirsiniz. Aşağıdaki sindirimi kolay besinler uzmanlar tarafından reflüsü olanlara önerilen gıdalardır.

Reflüye iyi gelen yiyecekler ve gıdalar

Aşağıdaki gıdalar mide asidini artırmadığı için reflüyü tetiklemez ve reflü hastaları tarafından güvenle tüketilebilirler. 

Elma, muz, patates (fırında veya haşlama), brokoli, lahana, fasulye, havuç, yağsız kıyma, haşlama tavuk gügüsü, balık, ekmek, beyaz peynir, yulaf, esmer prinç, kepek, beyaz prinç, mısır ekmeği, yağsız krem peyniri, soya peyniri, yumurta.

Bitkisel Protein: Bitkisel kaynaklardan alınan protein mide ve yemek borusu arasındaki asit geçişini engelleyen özofagus kasını zorlamaz ve reflüyü tetiklemez. Hayvansal gıdalardan alınan protein yerine protein bakımından zengin fasulye (özellikle siyah fasulye) ve mercimek tüketmek reflü belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. Siyah fasulye ayrıca sindirim ve genel sağlık için önemli lif, folat ve antioksidanlar içerir.

Lifli Gıdalar: Lifli besinler sindirim sırasında aşırı mide salgılanmasını engeller ve reflü riskini azaltır. Beslenmenize tam tahıllı gıdaları, lif bakımından zengin meyve ve sebzeleri ekleyerek reflü nedeniyle yaşanan ağrıları hafifletebilirsiniz. Muz, elma, şeftali, armut, kavun ve çilek bir reflü diyetinde tavsiye edilen meyvelerdir. Ancak lifli olmalarına karşın aynı zamanda asitli olan portal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler asit reflüye neden olabilir.

Sebzeler: Domates dışında kalan tüm sebzeler reflü hastalarına önerilmektedir. Tabi sebzelerle hazırlanan yemeklerin az yağlı olması ve sebzeleri salata şeklinde tüketecekseniz salata sosu kullanmamanız tavsiye edilir. Özellikle lahana gibi omega 3 yağ asitleri, vitamin ve mineralce zengin sebzeler reflü tedavisine yardımcı olur.

Reflüyü tetikleyen ve artıran yiyecekler 

Yağlı Gıdalar: Yağlı gıdaların sindirimi zordur bu nedenle mide daha fazla asit salgılamak zorunda kalır.  Kızartmalardan, aşırı tuzlu konserve yiyeceklerden ve koruyucu madde içeren içeceklerden uzak durun.

Domates: Yüksek asit içeriğiyle reflü şikayetlerini arttırabilir. Ketçap, domates salçası, domates suyu gibi besinlerinde genel olarak reflüyü olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Sarımsak ve Soğan: Çiğ sarımsak ve soğan reflüyle ilişkili olsa da bazı uzmanlar sarımsak ve soğanın sadece bazı insanlarda reflüyü tetiklediğini bsöylemektedir.

Baharatlı Yiyecekler: Aşırı baharatlı ve acı yiyecekler reflüyü şiddetlendirebilir.

Nane: Mide ve yemek borusu arasında bulunan kasın gevşemesine neden olduğu için reflüyü artırır. Taze nane, naneli sakız, nane çayı ve naneli şekerden uzak durmalısınız.

Reflüyü tetikleyen gıdalar kişiden kişiye farklılaştığı için reflüsü olanlara önerimiz her öğünde yedikleri gıdaları not almaları ve raflülerini tetikleyen gıdalardan uzuk durmalarıdır.

Midede asit üretimini artırdığı, dolayısıyla reflü ağrılarına neden olan yiyecek ve içerecekler; Portakal, portakal suyu, limon, limon suyu, greyfurt, kızılcık suyu, domates, kızartma gıdalar, yağlı et, yağlı kıyma, çiğ soğan, kızartma tavuk, ekşi krema, muzlu süt, dondurma, likör, şarap, bira, kahve, çikolata, pastane ürünleri, mısır cipsi, patates cipsi, koruyucu içeren konserve gıdalar, gazlı içecekler, çay.

Hamilelikte reflü

Hamilelik döneminde en çok mide şikayetleri görülmektedir. Bunların en başında da reflü gelmektedir. Hamilelikte reflü rahatsızlığına çok rastlanmasının sebebi, hamilelik döneminde yoğun olarak salgılanan progesteron hormonunun yemek borusu ile mideyi ayıran ve genelde kapalı durması gereken kapakçığı gevşetmesidir. Bunun sonucunda yiyecekler ve mide asidi yutak borusuna ve boğaza kadar geri gelmeye başlar. Bebeğin büyüyerek mideye baskı yapması da bu durumu kolaylaştırır.

Çocuklarda reflü

Çocuklarda, reflü en sık yemek borusu hastalığıdır. 6 aydan küçük bebeklerin %40 nda, 6-9 ayda % 40-70’inde var olduğu düşünülmektedir. Ancak reflü ancak yakınmaları ortaya çıkardığında Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) olarak adlandırılır. Bu durum bebeklerin 1/300’de ortaya çıkar. Daha büyük çocuklar için net rakamlar yoktur. Ancak reflünün tüm çocuklar arasında % 15 oranında bulunduğu ve reflü hastalığının ise çocukların % 3-5 nde var olduğu tahmin edilmektedir.

Reflüyü önlemenin yolları

  • Yüksek yastıkta yatın (Yatarken vucudun üst kısmı ve baş yüksekte olmalıdır).
  • Fazla miktarda yemekten kaçının (Fazla yemek mide basıncını artırır ve reflü olasılığı artar).
  • Az miktarda sık ve düzenli yemek yiyin.
  • Yiyecekleri yavaş yiyip, iyi çiğneyin.
  • Yağı azaltın (Kızartmalar, fast food yiyecekler ve margarinden kaçının. Aşırı yağlı yiyeceklerin midede kalma süresi de yüksektir ve daha fazla mide asidi salınmaktadır).
  • Çikolatadan kaçının (Çikolatada bulunan metilksantin denen madde yemek borusundaki kasları gevşeterek sinkterde gevşemeye yol açar).
  • Kahveden kaçının çayı az tüketin (Kafeinli veya kafensiz kahve reflü olasılığını artırır).
  • Yemek borusunu irite eden maddelerden kaçının.
  • Alkol, kola, gazoz gibi asitli içecekler, konserve meyve suları, içmeyin.
  • Çok baharatlı yiyeceklerden, turşu ve sirkeden kaçının (Baharatlar reflünün şiddetini arttırarak midede yanmayı arttırabilir. Bu nedenle baharatlı hazır gıdaları sınırlandırıp yemeklerinize daha az baharat kullanınız.
  • Yemekten sonra hemen yatmayın en az 1 saat oturun.
  • İçkilerden kaçının (Alkol mide asidini artırmaktadır).
  • Sigara ve diğer tütün ürünlerinden sakının (Nikotin yemek borusunun alt kısmındaki büzgeci gevşetmektedir).
  • Kilo almayın (Şişmanlık reflü şikayetlerini artırmaktadır).
  • Stresten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın.
  • Sıvı tüketimi mide basıncını arttırdığı için yemeklerde değil, öğün aralarında alın.
  • Özellikle öğünden sonra dar giysiler giymeyip daha rahat giysiler giymeye çalışın.

Reflü problemi yaşayan ofis çalışanlarına pratik öneriler

Bu semptomları yaşayan ofis çalışanları öncelikle içiliyorsa sigara ve çok fazla kahve tüketiminden uzak durmalı ve iş ortamının stresini en aza indirecek tedbirler alarak korunabilirler. Yemek öğünleri az ve sık olmalıdır. Öğle arasında acı, baharatlı, yağlı, kızartma, gazlı içecekler, çikolata, nane, limon gibi besinleri uzak durulmalı.

Çalışma ortamında, reflü gelişince antiasit ve mide ilaçlarını kullanmaları semptomları geçirebilir. Özellikle reflü geliştiğinde antiasitler çok hızlı bir şekilde rahatlama sağlar. Bu tip şikayetleri olan kişilerin hekim kontrolünden geçmeleri ve uygun tedavi modellerini almaları gerekmektedir.

Bölüm Doktorları

Diğer Yazılar