Çorlu Vatan Hastanesi

Çorlu Vatan Telefon

Uyku Laboratuvarı

Uyku Laboratuvarı

Horlama ve Uyku Apneleri:

Horlama en basit düzeyde, daha çok sırtüstü yatarken ortaya çıkan ve yorgunlukla artan, kesintisiz bir gürültüdür. Solunum düzensizliğinin eşlik etmediği düzenli horlama, uykuda bölünme oluşturmuyorsa, hastaya herhangi bir zarar vermez. Bu tür horlama, yalnızca hastanın çevresini ve özellikle  de eşini rahatsız eder.

Bazen horlama düzensiz, zaman zaman da solunum güçlüğü ile birlikte olur. Bu düzensizlikler, uyanıklıklara neden oluyorsa, uykunun kalitesini bozar. Bazen uyanıklıklar fark edilir, gece sık sık uyanma veya uykusuzluk şikayetiyle hekime başvurulur. Bazen de uyanıklıklar çok kısa (5-10 sn) sürdüğünden fark edilmez, hasta bu kez de yorgunluk ve gündüz uyku hali yakınmasıyla hekime başvurulur.

Şiddetli horlamalardaki sessizlik dönemleri, solunum durmalarına karşılık düşer. Solunum durmaları veya azalmaları (apne veya Hippopne) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilir ve maalesef bunların ancak çok az bir kısmı hastaların yakınları tarafından fark edilir. Horlamanın solunum durması ile birlikte olduğu klinik tabloya obstrüktif uyku-apne sendromu (OSAS) denilir. Hasta her solunum durmasının ardından 5-10 sn. süreyle uyanır, daha doğrusu uyanarak solunum durmasını sonlandırabilir.Bu kısa süreli uyanıklar hasta tarafından hissedilemez, uyku süreklilik kazanmadığından uykunun, asıl dinlendirici olan dönemine ulaşması mümkün olmaz.Hasta farkında olmadan kalitesiz, yüzeysel ve kısa süreli uyanıklarla bölünmüş bir uyku uyur.Solunum durmalarında, normalde %95 olan oksijen düzeyi %50’lere kadar düşebilir, kalp atımında düzensizlikler görülür.Kalp atımındaki düzensizlikler, ileri yaşlarda ani kalp durmalarına yol açarak, uykuda ölüme neden olabilir.

Gece boyunca 1-2 kez, bazen de sık idrara çıkma olur.Hasta gece boyunca aşırı terler, sabah kalktığında kendini yorgun ve uykulu hisseder.Yorgunluk bütün gün devam ettiğinden, hastaların çoğu fırsat buldukça uyurlar.Hastaların gündüz uykulu oluşları, verimliliklerinin düşmesine, isteksizliğe,gerginliğe ve sıkıntıya yol açar.Gündüz uykuluğu trafik kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılmıştır.

Obstrüktif uyku apne sendromu, uzun dönemde yüksek tansiyon, kalp krizi,beyin damar tıkanıklığı sonucu felç gibi ciddi problemlere yol açabilir bu ciddi sonuçlar nedeni ile, sürekli ve ciddi horlaması olanlar, eğer solunum durması eşleri tarafından fark ediliyorsa ve kendileri uykudan yorgun ve baş ağrılarıyla uyanıyorsa, gündüz kendilerini uykulu hissediyorsa mutlaka hekime başvurmaları ve en az bir gece uyku laboratuarında incelemelidirler.Uyku laboratuarında hastalığın şiddeti nesnel olarak belirlenir.Tedavi de bu belirtiler doğrultusunda yapılırsa sonuçlar yüz güldürücü olur.Horlamanın tedavisi şiddetine ve beraberindeki bulgulara göre farklılık gösterir.

Basit bir horlama, kilo verme, uyku saatlerinden önce alkol almama, akşam yemeklerinde hafif yiyecekleri tercih etme, yüksek veya horlamayı kısmen azaltan yastıklarda yatma ,burun bantları yapıştırma gibi basit önlemlerle giderilebilir.Solunum durmalarının eşlik ettiği horlamalarının tedavisi ise daha güçtür.

Horlama tedavisinde, yutak düzeyindeki dokuların gerilmesine ve hava yolunun genişlemesine yönelik ameliyat 1980’li yıllardan itibaren yaygın olarak uygulanıyor. Son yıllarda teknik gelişmelerin katkısıyla lazer, radyofrekans ve klasik cerrahi tekniklerle yapılan ve horlama tedavisinde başarılı sonuçlar alınmasını sağlayan bu tip ameliyatlar hafif düzeyde solunum durmasının eşlik ettiği horlamalar da etkilidir.   

Burun yoluyla devamlı pozitif basınçlı hava vererek üst solunum yolunu gergin tutmaya amaçlayan tedavi her türlü horlamanın ve komplikasyonlarının tamamen düzelmesini sağlamaktadır.

CPAP (Continious positive air pressure) denilen ve devamlı pozitif basınçlı hava veren bu aletler horlamayı ortadan kaldırabilmektedir. Ancak hastalık tamamen düzlemediğinden cihazın kullanımı bırakıldığından horlama tekrar başlar. Cihazın kullanımı ile birlikte ciddi boyutlarda kilo verilerek tam düzelme ve aletten kurtulma sağlanabilir. Kısaca hastalar gündüz uyanık ve sağlıklı kalabilmek için gece boyunca cihaz ile uyumak zorundadırlar.

PSG (Polisomnografi)

Polisomnografi uyku bozukluklarının tanısında tüm gece boyunca hastanın beyin dalgalarının (Elektroen-Sefalografi), göz hareketlerinin (Elektrookülografi), kas hareketlerinin (EMG), Solunum ve kalp fonksiyonlarının kayıt edildiği ve ölçüldüğü bir incelemedir. Uzman Doktor tarafından uyku laboratuarına geldikten sonra gece uyku tetkiki için hazırlıklar yapılır ve hastaya ayrıntılı bilgi verilir.

Uyku teknisyeni tarafından tetkik için gerekli elektrotlar hastanın vücuduna yapıştırılmaya başlanır. Gece boyunca uyku uyanıklık ve beyin aktivelisinin izlenmesi için saçlı deriye, göz hareketlerinin izlenmesi her iki göz yanına, kas hareketlerinin incelenmesi için çeneye ve bacaklara, kalp fonksiyonlarının incelenmesi her iki göğüs çevresine elektrotlar yerleştirilir. Hastanın kanındaki oksijen miktarını ölçmek için parmak ucuna, solunum fonksiyonlarını takip etmek için burnuna sensörler takılır. Solunum ve pozisyon incelemesi için kemerler kullanılır. Hasta hazırlandıktan sonra yatağına alınır ve tetkik başlatılır. Hastaya uyuması için herhangi bir ilaç verilmez ve kendi doğal uykusu sırasında kayıt yapılır.

Bölüm Doktorları

Tıbbi Bölümlere Geri Dön