Sağlık Rehberi

Kimler Kan Verebilir, Verilen Kanlar Nerelerde Değerlendirilir?

Ülkemizin sağlık alanındaki başlıca problemlerinden biri, ihtiyaç halinde kan ve kan ürünlerinin yetersiz oluşudur. Kan nakline ya da kanın şekilli elemanlarına ihtiyaç duyan hastalarımızın bizim vereceğimiz bir poşet sağlıklı kana ne kadar çok ihtiyaç duyduklarının, ne yazık ki o hastalıklar ile kendimiz mücadele etmek zorunda kaldığımızda, doğal afetlerde veya toplu ölümlerde farkına varırız. Kanın önemini iyi kavramak ve kanın yerine geçebilecek başka bir tedavinin olmadığını bilmek, neden kan bağışında bulunmamız gerektiğinin bir cevabı olabilir.

Kan bağışlarının sıklıkla yapıldığı yerler kan bankaları ve hastanelerdir. Kan bankaları, sağlık koşulları uygun olan kişilerden kanı almak ve ihtiyaç sahiplerine iletmekle görevlidirler. Ancak bağışların yetersiz olması nedeniyle kan bankalarımızda gerekli stoku sağlamak imkansız hale gelmiştir. Verilen bir poşet kanın, yaşamı, o poşette bulunan 500 mililitre kana bağlı olan bir hastaya hayat vereceği unutulmamalıdır.

Peki kimler kan verebilir?

Bir kişinin kan bağışında bulunabilmesi için öncelikle sağlıklı olması gerekmektedir. Sağlıklı bir birey ifadesi, herhangi bir hastalığı olmamak ve kan değerlerinin normal değerlerde olması olarak özetlenebilir. Kan değerleri normal, kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili bir hastalığı bulunmayan bir kişi, 500 mililitrelik kanını, ihtiyaç sahipleri için kolaylıkla bağışlayabilir. Sağlıklı bireylerden alınan kan vücutları tarafından yeni hücreler üretilmesiyle yaklaşık olarak dört haftada yerine konur.

Kan bağışı yapmaya uygun olup olmadığınız, kan bankalarında yada ilgili hastanelerde size doldurtulacak olan form sonucunda anlaşılır. Ancak doldurulan bu form tamamen doğru veriler içermelidir. Saklanan yada yanlış bilgiler içeren formlar sizin ve bağışta bulunduğunuz kişinin sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Kısaca kan bağışı yapacak kişilerin, 18 yaşından küçük 65 yaşından büyük olmamaları, vücutlarında Viral Hepatit ve AIDS gibi kan yoluyla bulaşan hastalık etkenlerini taşımamaları gereklidir. Operasyon yada kaza gibi durumlarda başkasından kan alan kişilerin bağış yapma istekleri kişinin kan transfüzyonu işleminden 12 ay sonra kabul edilir. Yine kalp, akciğer, böbrek rahatsızlıkları, anormal kanama eğilimi olanlar, kanser hastaları gibi özel durumu olan kişilerin bağış istekleri kan merkezlerinde bulunan uzman hekimler tarafından uygun görülmesi şartı ile kabul edilebilir. Ancak kalp krizi geçirmiş bir hastanın kan bağış isteği kabul edilmez. Tüm bu veriler, kanı veren ve alan kişinin kan nedeniyle sağlığının olumsuz etkilenmemesini sağlamak amacıyla hekim tarafından bilinmesi gereken önemli verilerdir. Yine düzenli ilaç kullanan kişilerin kan bağışı istekleri, konunun uzmanı hekimin onaylaması sonucu kabul edilir. Bazı hastalıklarda kullanılan ilaçlar kanın yapısı üzerinde yaptıkları değişiklikler nedeniyle, kişiden kanın alınması ve ihtiyaç sahibine verilmesi yeni sağlık problemlerine neden olabileceği için kan bağış istekleri kabul edilmeyebilir.

Operasyon geçiren kişilerde operasyon esnasında kan nakli yapılmış ise bağış istekleri en az bir yıl geçmeden kabul edilmez. Eğer kan verilmemiş ise operasyondan 6 ay sonra diğer gerekli şartlar sağlandığı takdirde kan bağışı yapmasında bir sakınca yoktur. Bağışta bulunacak kişinin boy ve kilosu da önemlidir. 50 kg’ ın altındaki kişilerden kan alınmaz. Bunlara ek olarak uyuşturucu kullananlardan, eşcinsel ilişkiye girenlerden, kan pıhtılaşma problemi yaşayanlardan, Para karşılığı fuhuş yapanlardan ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olanlardan kan alınmaz.

Kan bağışı yapılmadan önce damardan bir miktar kan alınır. Bu kan bağışa uygun olup olmadığımızın değerlendirilmesinde hekime yardımcı olur. Alınan kan, bağış sahibinin genel sağlık durumu hakkında bilgi verir. Kan tahliline ek olarak ateş ve tansiyon değerlerine de bakılır. Eğer ateş 37,5 den yüksek ise yada kan basıncı değerleri 90/50 den aşağıda, 180/100 den fazla bulunursa kan bağışı sakıncalıdır. Tüm koşullar sağlandığı takdirde her sağlıklı birey 2 ay ara ile kan bağışında bulunabilir.

Kan, hastalıkların tedavisinde yerine başka hiçbir şeyin konulamadığı en önemli yaşamsal ihtiyaçtır. Verilecek bir poşet kan, bizim kanımıza ihtiyaç duyan kişilerin yardımına koşacaktır. Hemen hemen her operasyonda kana ihtiyaç duyulur. Ayrıca kan kaybının fazla olduğu trafik kazalarında, mide kanamalarında, birçok kanser tipinde, doğum esnasında ve kan uyuşmazlığı gibi dünyaya gözlerini yeni açan bir bebeğin hayatını devam ettirebilmesi için kana, yani kan bağışı yapan kişilere ihtiyaç vardır.

Yukarıda sayılanlara ek olarak kan başka hastalıklar için de oldukça önemlidir. Akdeniz Anemisi olarak bilinen Talasemi hastalığının tedavisinde kana ihtiyaç vardır. Talasemi, kemik iliği nakli ile tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak kemik iliği naklinin mümkün olmadığı vakalarda kişinin hayatını sürdürebilmesi için belli aralıklarla kan alması gerekmektedir. Anemi bilindiği adıyla kansızlık birçok nedene bağlı olarak gelişebilecek bir hastalıktır. Ülkemizde genellikle demir eksikliği anemisi görülür. Birçok anemi çeşidi ilaçlarla tedavi edilebilir ancak ağır anemik durumlarda tek tedavi, dışarıdan verilecek kandır. Sürekli kan nakline ihtiyaç duyulan bir diğer hastalık ise hemofilidir. Kalıtımsal bir hastalık olup en küçük çarpma yada yaralanmada aşırı kanama sonucu hayati tehlike oluşturabilen bir hastalıktır. 2 çeşidi vardır. Hemofili A ve Hemofili B olarak isimlendirilir. Hemofili A; faktör 8 adı da verilir ve kanda pıhtılaşmada görevli bir proteinin eksikliği sonucu oluşur. Hemofili B ise yine kanda bulunan faktör 9 adı verilen pıhtılaşma proteinin eksikliği sonucu oluşur.Tedavisinde ilaçların yanı sıra plazma yada plazmadan saflaştırılmış faktör 8 yada faktör 9 proteinin verilmesi ile sağlanır. Kan transfüzyonuna en çok ihtiyaç duyulan bir diğer hastalık ise Lösemidir. Tam olarak nedeni bilinmeyen ancak akyuvarların aniden ve kontrol edilmeksizin hızla çoğalması ile karakterize olan bu hastalık yapılan kan bağışları sayesinde birçok Lösemi hastasının hayatlarının devam ettirebilmesine yardımcı olur. Lösemi hastalarının kanamaya karşı eğilimleri oldukça fazladır. Ciltte sıklıkla mor renkli lekeler oluşur. Ateş ve kansızlık belirtileri Löseminin genel belirtilerindendir. Bu hastalığın tedavisinde, yapılan kan bağışlarından sağlanan kanlar ve yine kanlardan elde edilen trombosit süspansiyonları kullanılır.

Kan vermek sağlıklı bireylerde hiçbir soruna neden olmayan en güzel bağışlardan biridir. Hiç tanımadığımız birinin hayatını duyarlılığımız ile kolaylaştırabiliriz.