Görme fonksiyonunda meydana gelen değişiklikler yalnızca yaşam kalitesini değil, eğitimden iş hayatına kadar pek çok alanı etkiler. Bu nedenle görmeyle ilgili şikayetlerin erken dönemde değerlendirilmesi ve düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi son derece mühimdir.
Gelişen tıbbi tekniklerle birlikte göz sağlığı ve hastalıkları alanında gerçekleştirilen muayene, görüntüleme ve tedavi yöntemleri sayesinde birçok göz hastalığı erken dönemde teşhis edilebilmektedir. Bazı rahatsızlıklar belirgin belirtilerle ortaya çıkarken, bazıları uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri, göz sağlığının korunması açısından büyük önem taşır.
Göz hastalıklarının belirtileri hastalığın türüne göre değişiklik gösterebilir. Ancak göz sağlığıyla ilgili bir soruna işaret edebilecek yaygın belirtiler şöyledir;
Göz hastalıklarının değerlendirilmesi yalnızca görme seviyesinin ölçülmesinden ibaret değildir. Muayene sırasında gözün ön ve arka segmentleri ayrıntılı şekilde incelenir, hastanın şikayetleri dinlenir ve gerekli görülen testler planlanır.
Başvuru sırasında öncelikle hastanın mevcut yakınmaları, ne kadar süredir devam ettiği ve günlük yaşamı nasıl etkilediği değerlendirilir. Daha önce geçirilmiş göz hastalıkları, ameliyatlar, kullanılan ilaçlar ve ailede bulunan göz rahatsızlıkları da hekim tarafından sorgulanır.
Ardından görme keskinliği ölçülür ve göz yapıları özel cihazlarla incelenir. Kornea, lens, retina, optik sinir ve göz içi basıncı değerlendirilerek olası hastalıkların bulguları araştırılır. Birçok hasta ilk değerlendirmeyi bir göz polikliniği başvurusu sırasında yaptırır. Muayene sonucunda ihtiyaç duyulan görüntüleme yöntemleri ya da ileri incelemeler planlanarak tanı süreci şekillendirilir.
Özellikle diyabet, hipertansiyon ve bazı romatolojik hastalıklara sahip kişilerde göz muayeneleri yalnızca görme sorunlarının değil, sistemik hastalıkların göz üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi açısından da önem taşır.
Göz hastalıklarının tanı sürecinde çeşitli test ve görüntüleme yöntemleri kullanılabilmektedir. Bu incelemeler sayesinde gözün hem yüzey yapıları hem de retina ve optik sinir gibi derin dokuları ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.
Refraksiyon ve Gözlük/Lens Muayenesi
Refraksiyon muayenesi, kişinin görme seviyesini ve eğer varsa kırma kusurlarını belirlemek amacıyla yapılır. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi görme bozukluklarının derecesi bu inceleme sırasında tespit edilir.
Muayene sırasında farklı numaralara sahip camlar kullanılarak kişinin en net görebildiği değerler belirlenir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda gözlük veya kontakt lens ihtiyacı belirlenmiş olur.
Göz Arkası İncelemeleri (FFA ve OCT)
Retina ve optik sinir hastalıklarının değerlendirilmesinde ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Retina tabakalarının detaylı kesitsel görüntülerini oluşturan OCT teknolojisiyle göz arkası tomografisi gerçekleştirilir. Bu inceleme sırasında hasta cihazın içine bakarken retina katmanları temassız şekilde görüntülenir.
FFA incelemesi göz anjiyosu olarak bilinir ve damar yapılarının değerlendirilmesi amaçlanır. Kol damarından verilen özel bir madde sonrasında retina damarlarının fotoğrafları çekilir. Özellikle diyabete bağlı retina hastalıkları ve damar problemlerinin incelenmesinde sık kullanılan yöntemlerden biridir.
Göz Tansiyonu Ölçümü ve Görme Alanı Testi
Glokom tanısında ve takibinde göz içi basıncının ölçülmesi önemli yer tutar. Gelişmiş cihazlar ile göz tansiyonu testi çok kısa sürede gerçekleştirilebilir. Görme alanı testi ise kişinin çevresel görüşünü değerlendirmek amacıyla uygulanır. Test sırasında hasta belirli ışık uyaranlarını fark ettiğinde cihaz üzerindeki düğmeye basar. Elde edilen sonuçlar optik sinir ve görme yollarının değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlar.
Bebeklerde ROP Muayenesi ve Pediatrik Taramalar
Erken doğan bebeklerde retina gelişimi doğum sonrasında da devam ettiği için düzenli kontrollere ihtiyaç duyulur. Özellikle risk grubundaki bebeklerde yapılan bebek göz muayenesi, görme gelişiminin sağlıklı şekilde takip edilmesine yardımcı olur.
ROP muayenesi sırasında retina yapıları özel cihazlarla değerlendirilir. Ayrıca çocukluk döneminde göz tembelliği, kırma kusurları ve şaşılık gibi sorunların erken tanınabilmesi amacıyla pediatrik göz taramaları da gerçekleştirilir.
Göz sağlığı ve hastalıkları bölümü, görmeyi etkileyen birçok hastalığın tanı, tedavi ve takip süreçlerini yürütür. Kırma kusurlarından retina hastalıklarına kadar birçok göz rahatsızlığı bu bölüm kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Kırma Kusurları ve Lazer Tedavileri (LASIK & No-Touch)
Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma en sık görülen kırma kusurları arasında yer alır. Uygun hastalarda kornea yapısının değerlendirilmesinin ardından lazer göz ameliyatı seçenekleri gündeme gelebilir. LASIK ve No-Touch gibi yöntemler öncesinde ayrıntılı kornea analizleri yapılır. Her hasta için uygun yöntem, kapsamlı göz muayenesi sonucunda belirlenir.
Katarakt Cerrahisi ve Göz İçi Lens Uygulamaları
Katarakt, göz içindeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Görmede azalma, ışık hassasiyeti ve renklerde soluklaşma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Katarakt cerrahisinde bulanıklaşan doğal lens çıkarılarak yerine yapay lens yerleştirilir. Günümüzde farklı özelliklere sahip göz içi lens uygulamaları sayesinde hastaların görme ihtiyaçlarına yönelik çeşitli seçenekler değerlendirilebilmektedir.
Retina Hastalıkları (Diyabetik Retinopati ve Sarı Nokta)
Retina hastalıkları kalıcı görme kayıplarına yol açabilen önemli sağlık sorunları arasında yer alır. Özellikle diyabet hastalarında retina damarlarında hasar gelişebilir. İleri yaşlarda daha sık görülen sarı nokta hastalığı tedavisi kapsamında hastalığın evresine göre farklı tıbbi yaklaşımlar uygulanabilir. Düzenli takipler retina hastalıklarının yönetiminde önemli rol oynar.
Keratokonus, Glokom ve Şaşılık
Keratokonus, kornea dokusunun incelerek öne doğru sivrileşmesiyle karakterize bir hastalıktır. Erken dönemde gözlük numaralarında sık değişikliklere neden olabilir.
Glokom, göz sinirinde hasara yol açabilen ve halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen hastalıktır. Erken evrede belirti vermeden ilerleyebildiği için düzenli kontroller önemlidir.
Şaşılık ise gözlerin aynı noktaya odaklanamaması durumudur. Özellikle çocukluk çağında erken değerlendirme büyük önem taşır. Günümüzde çocuklarda şaşılık tedavisi kapsamında gözlük, egzersiz ve cerrahi yöntemler devreye girmektedir.
Oküloplastik Cerrahi Uygulamaları
Oküloplastik cerrahi; göz kapağı, gözyaşı kanalları ve göz çevresindeki yapıların hastalıklarıyla ilgilenir. Göz kapağı düşüklüğü, göz kapağı kitleleri ve çeşitli fonksiyonel sorunlar bu alanın çalışma konuları arasında yer alır. Gerekli görülen durumlarda göz kapağı cerrahisi uygulanarak göz kapağının yapısı ve fonksiyonu değerlendirilebilir.
Göz ameliyatları ve lazer uygulamalarından sonra takip süreci, işlemin türüne göre değişiklik gösterebilir. Ancak temel amaç gözün iyileşme sürecini değerlendirmek ve olası komplikasyonları erken dönemde tespit etmektir.
Çoğu işlem sonrasında ilk kontrol genellikle aynı gün veya ertesi gün yapılır. Bu kontrolde gözün genel durumu, kornea yapısı, göz içi basıncı ve görme seviyesi değerlendirilir. İlk hafta içerisinde planlanan ek kontrollerde iyileşme süreci yakından takip edilir. Özellikle katarakt ameliyatları sonrasında kullanılan damlaların düzenli uygulanması gerekmektedir. Lazer tedavileri sonrasında ise kornea yüzeyinin iyileşmesi ve görme seviyesindeki değişimler kontrol edilir.
Takip sürecinde hastalardan gözlerini ovuşturmamaları, reçete edilen ilaçları düzenli kullanmaları ve kontrol randevularını aksatmamaları beklenir. İşlem türüne göre ilk ay içerisinde birden fazla kontrol gerekebilir. Bazı retina ve glokom hastalarında ise takip süreci daha uzun süre devam edebilir. Kontrol sıklığı her hasta için farklı planlanır. Bu nedenle ameliyat sonrası süreçte hekimin önerdiği takip programına uyulması büyük önem taşır.
Pek çok göz hastalığı başlangıç döneminde net şikayetlere sebebiyet vermez. Özellikle glokom, diyabetik retina hastalıkları ve bazı makula hastalıkları sessiz şekilde ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca görme kaybı geliştiğinde değil, belirli aralıklarla yapılan göz kontrolleri sırasında da önemli bulgular tespit edilebilir.
Erken tanı sayesinde tedavi planlaması daha etkin şekilde yapılabilir ve hastalıkların ilerleme riski azaltılabilir. Çocukluk çağından ileri yaş dönemine kadar düzenli göz muayenelerinin sürdürülmesi, görme fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlayan önemli sağlık uygulamalarından biridir.
2007 yılında, Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, uzmanlık eğitimini Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları ABD’de tamamlamıştır.
Eğitim Bilgileri
İş Deneyimleri
Eğitim Bilgileri
İş Deneyimleri
Eğitim Bilgileri
İş Deneyimleri
Kliniğimizde bulunan bilgisayarlı göz ölçümü cihazları sayesinde, hastada var olan miyop, hipermetrop ve astigmat tespit edilerek, hastaya uygun gözlük veya kontakt lens reçete edilebilir.
Şeker hastalarında, kan şekerinin düzenlenememesi sonrası retinal damarlarda bozulma ve kanamalar oluşabilmektedir. Bu kanamalara zamanında müdahale edilemezse, tüm gözü kaplayarak, kalıcı görme azlığına yol açabilmektedir. Kliniğimizde damlalı fundus muayenesi yapılarak, bu kanamalar erken dönemde tespit edilebilir. Kliniğimizde bulunan optik tomografi sayesinde, görme merkezinde oluşabilecek ödemlenme belirlenip, göz içine iğne yöntemi ile tedavi edilir. Ayrıca, retina anjiografisi cihazı ile de kanama ihtimali olan damarlar belirlenerek, retinal lazer dediğimiz yöntemle kanamadan tedavi edilir.
Özellikle ileri yaşlarda, görme azlığının en önemli nedenlerinden biri olan sarı nokta hastalığı, kliniğimizde bulunan optik tomografi ve retina anjiyografisi cihazları ile erkenden tespit edilerek, gerekirse yine göz içi iğne ile tedavi edilerek ilerlemesi durdurulabilmektedir.
Yaşla birlikte, gözümüzdeki merceğin saydamlığını yitirmesi nedeni ile katarakt formasyonu oluşur. Katarakt oluştuktan sonra cerrahi dışında bir yöntemle düzeltilmesi mümkün değildir. Kliniğimizde, FAKO yöntemi kullanılarak katarakt oluşmuş göz merceği alınır ve dikişsiz ameliyatla yerine yapay mercek yerleştirilir.
Glokom, tüm dünyada sarı nokta hastalığından sonra, en sık ikinci görme azlığı sebebidir. Glokom, herhangi bir bulgu vermeden sinsi bir şekilde ilerleyerek görme sinirini kurutur ve kalıcı görme azlığına yol açar. Glokomaya bağlı görme siniri hasarının geri döndürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, özellikle 40 yaşından sonra, ailede glokom öyküsü olan veya diyabeti olan hastalar, hiçbir bulgusu olmasa da rutin muayene yaptırmalıdır. Kliniğimizde, optik tomografi cihazı sayesinde, görme sinirinde oluşabilecek çok erken evredeki hasarlar tespit edilerek göz tansiyonu ilerlemeden kontrol altına alınabilmektedir. Ayrıca, tomografi cihazımızdaki özel bir yazılım sayesinde, hastanın kontrol muayenelerinde bir önceki ölçümü ile karşılaştırma yapılarak glokom progresyonu takip edilebilmektedir.
Özellikle ilerleyen yaşla birlikte, göz kapaklarındaki bozulmalar nedeni ile, kirpiklerin içe dönmesi veya göz kapaklarının gözden uzaklaşarak dışarı dönmesi söz konusu olabilmektedir. Her iki durumda da, kapakların gözü koruma mekanizması bozulduğu için, gözde yanma, batma, kızarıklık hatta dokularda bozulma gibi durumlar olabilmektedir. Bu durumlarda, özel cerrahi tekniklerle kapaklar, eski pozisyonuna getirilebilmektedir.
Gözyaşı kanalı, gözyaşı kesesinden başlayıp buruna kadar ilerler. Bu kanalın herhangi bir yerinde oluşan tıkanma, bölgeye geçici bir silikon tüp takılarak kalıcı olarak düzeltilebilir.
Üst göz blefaroplastisi çoğunlukla yaşlanmayla, bazı durumlarda yapısal ya da patolojik nedenlerle sarkmış ve torbalanmış üst göz kapaklarına yapılan bir uygulamadır. Hasta değerlendirildikten sonra operasyon planı yapılır. Operasyon sırasında, üst göz kapağı kıvrımına uyacak şekilde kesi hattı planlanır ve fazlalık olan kas ve gerekirse yağ dokusu çıkarılır. Ardından emilebilen dikişler ile dikiş atılır. Operasyon sonrası izler görünmeyecek şekilde kapak kıvrımına gizlenir. Hasta değerlendirilirken, ihtiyaca göre operasyon sırasında kaş düşüklüğü ve kirpik düşüklüğü de özel cerrahi tekniklerle düzeltilebilir.
Göz çevresi cildi, vücuttaki en ince cilt dokusudur. Bu nedenledir ki özellikle yaşla birlikte, alt kapağı tutan yapılarda meydana gelen zayıflama ile göz altındaki yağ torbaları görünür hale gelirler. Konjonktival yolla yapılan alt göz kapağı ameliyatlarında, cilt üzerinden herhangi bir kesi yapılmadan, alt kapak içerisinden yapılan bir yöntemle bu yağ torbaları alınabilmektedir. Böylece göz kapağı üzerinde herhangi bir iz olmadan, alt kapak görünümü güzelleştirilebilir. Alt göz kapağı operasyonu için hasta uygunluğu çok önemlidir. Özellikle negatif vektörü olan (yanak düzlemi göz düzleminden geride olan) hastalarda bu operasyon önerilmez çünkü bu işlem, gözün içeri doğru çökmesine neden olmaktadır. Kliniğimizde, uygun hasta değerlendirilir ve operasyona uygunluk yoksa göz altı lipoliz (yağ eritme mezoterapisi) yöntemi ile fayda sağlanır.
Son yıllarda tüm dünyada giderek popüler olan bir uygulama olan badem göz cerrahisi, göz kapaklarının dış kenardan çekilerek, gözün daha genç, daha sağlıklı ve çekik görünmesini sağlamaktadır. Böylelikle yorgun ve yaşlı görünen yüz ifadesi, daha fresh hale gelmektedir. İşlem, kliniğimizde iki yöntemle uygulanmaktadır. İlk olarak, cerrahi yöntemle dış göz kapağı kenarı, özel dikişlerle kapak kenarı kemiğine asılır. Hasta değerlendirilerek istediği göz şekline göre uygun cerrahi planlama yapılabilir. İkinci yöntem ise özel ip askı tekniğidir. Kaşla birlikte göz kapağı kenarları şakaklara doğru çekilerek iple toparlanır. Bu, operasyon istemeyen hastalar için ideal bir yöntemdir. Ortalama 1-2 sene kadar kalıcılığı vardır. Ancak daha sonra tekrar gerektirebilir. Badem göz operasyonu için hasta uygunluğu çok önemlidir. Dış göz kapağının, iç göz kapağından daha aşağıda olduğu ve alt kapağın gözü tam kapatamadığı hastalar bu ameliyat için ideal hastalardır.
Kaş lateralinin, gözün üst kemiğinin altına düştüğü hastalarda, üst göz kapağı ameliyatı yapılırken içeriden kesi ile ya da sadece kaş üstünden küçük bir kesi ile kaş, daha yukarı konumlandırılabilir. Özellikle kaşın dış kısmının daha yukarıda olması, hastalara daha genç ve diri bir görünüm vermektedir. Operasyon istemeyen hastalarda, ip askılama yöntemleri ile yine kaş ucu yukarı doğru kaldırılabilmektedir.
Kliniğimizde alın bölgesi, kaz ayakları gibi kırışıklıkların olduğu alanlara toksin uygulaması; göz altı oluğu belirginleşmiş hastalara göz altı ışık dolgusu; alt göz kapağı gerginliği sağlayabilmek için yanak dolgusu işlemleri uygulanmaktadır. Özellikle göz altı morluklarını gidermek ve kırışıklıları azaltmak için göz altı mezoterapsi; göz altı yağ dokuları için cerrahi için uygun olmayan veya istemeyen hastalara göz altı lipoliz işlemleri uygulanmaktadır.
Maddenin 4. haline plazma denir. Madde katı haldeyken enerji verilirse önce sıvı sonra da gaz haline geçmektedir. Gaz halindeyken enerji vermeye devam edersek o zaman plazma elde etmiş oluruz. Bu plazma enerjisi sağlıkta, çevre dokulara zarar vermeksizin, istenmeyen doku veya hücre topluluklarının ortamdan uzaklaştırılması amacı ile kullanılabilir.
Cihazın uygulama ucunda oluşan enerji ile yüzeyde bulunan istenmeyen dokular süblime olmaktadır. Süblimasyon, epidermisteki yani üst derideki keratinosit dediğimiz hücrelerin buharlaşmasına denir. Lazer ve koterlerden en önemli farkı çevreye ve subkütan dokulara istenmeyen herhangi bir enerji veya ısı akışı olmamasıdır. Böylece yan etki profili de oldukça düşük olmaktadır. Bu işlemleri uygulamak için enerji olarak 3 farklı seviye kullanılır:- Düşük enerji;göz kapağı işlemleri blefaroplasti, deri lekeleri, küçük siğiller, aktif akne, kırışıklıklar ve periumblikal çatlaklar ve ksantelezmada- Orta enerji;biraz daha büyük siğiller, lezyonlar ve daha derin kırışıklıklarda- Yüksek enerji ise;
büyük lezyonlar ve keloid gibi zor tedavi edilebilen lezyonlarda kullanılır.
İşlem, göz çevresinde cilt fazlalığı olan ancak ameliyat olmak istemeyen veya cerrahi işleme gerek duymayacak düzeyde olan hastalarda çok iyi bir alternatiftir. Böyle hastalarda ameliyatsız blefaroplasti olarak isimlendirilir. Göz altlarında ince kırışıklıkları olan veya alt kapak blefaroplastisi sonrası cilt fazlalığı kalan hastalarda, cildi düzgünleştirmek için kullanılabilir. Özellikle alt kapaklardan yanaklara doğru sarkan festoon dediğimiz yağ birikimleri olan hastalarda, lipolitik mezoterapi ile uygulanması durumunda sonuçları çok güzel olmaktadır. Göz çevresinde küçük yağ bezeleri, cilt katlantıları veya siğilleri olan hastalarda lezyonları yok etmek için çok kullanışlıdır. Daha önce göz kapağı ameliyatı olmuş olan hastalarda asimetri, fazla doku kalması, kötü iz gibi rötuş gerektiren durumlarda tekrar ameliyat olmadan sorunların çözümü sağlanabilir.
İşlem yapılacak bölgeye lokal anestezik krem uygulandıktan sonra dezenfeksiyon yapılır. İşlem yaklaşık 30-40 dakika kadar sürer. İşlem sonrasında lazer uygulanan alanlarda bir kabuklanma oluşur. Kabuklar yaklaşık 1 hafta içinde dökülür. Kabukların altından pembe, yeni cilt dokusu çıkar. Bu alanın yaklaşık 5 hafta boyunca UV ışınlarından korunması çok önemlidir. Yaklaşık 2-3 hafta boyunca ödem oluşması mümkündür. Çoğunlukla tek seans yeterlidir ancak ağır kapakları olan, cilt fazlalığı ile birlikte yağ fıtıklaşması da olan hastalarda tekrar seanslar gerekebilmektedir.
En önemli yan etkisi UV ışınlarından korunmaması durumunda oluşabilecekhiperpigmentasyondur. UV ışınlarından iyi korunması durumunda böyle birsorun yaşanmamaktadır.
Ortalama 2-3 sene kadar kalıcıdır.